Obama'nin gorev devralma toreni, CNN live with facebook

Bu gun USA Baskanligi icin devir teslim gunuydu, bir milyondan fazla insan bu tarihi ana sahitlik etmek icin Washington DC Ulusal Parkta bir araya geldi.
Toren ayni zamanda CNN tarafindan Facebookla isbirligi halinde bu sayfadan canli olarak verildi.
Toreni CNN de canli izleyenler eszamanli olarak facebook status update girisi de yapabildiler. Bu sayede arkadaslarinin ve diger toreni izleyen insanlarin, toren hakindaki dusunce ve goruslerini takip edebilme sansini da yakaladilar.
Facebook Connect' in ayakseslerini duyar gibi oldum toren boyunca. Sadece bir torendi sonuc olarak, ama ayni anda ayni yayini, dunyanin baska yerlerinden arkadaslinla izlemek ve onlarin da ayni ekrana baktigini bilmek ve ustune ustluk bir de sana konusabilme, paylasabilme hakkinin verilmesi, tarif edilemez bir duygu..

Sayfadan aldigim bazi goruntuler:







We're lovin' it! McDonals

Seninle duygusal bağ kurabilirmiyim?

Müşterilerimizle her zaman uzun soluklu ilişkiler kurmayı çok isteriz. Peki acaba onlar bizimle ilişki kurmaya ne kadar hevesli?

Örneğin, çeşitli firmalara çeşitli nedenlerle verdiğiniz email adresleri sebebiyle aldığınız yeniyıl, bayram tebriki, doğum günü kutlamaları sizde markaya karşı bir duygusal bağ oluşturuyor mu?, değer katıyormu?, tetikleyici bir etkisi varmı?

Çoğu zaman yok.

İşte bu yüzden, ilişkiyi devamlı kılmak isteyen tarafın değer katan çabaları önem kazanıyor.
Bir İngiliz ayakkabı markası olan Clarks'ın çocuklar ve aileleri için hazırladığı "the first shoes" pazarlama iletişimi kampanyasını buna örnek gösterebiliriz.


Ne çok anlamı vardır gerçekten o ilk ayakkabının anne ve baba için..Tekrar tekrar denenir, rahat ettimi acaba?,yok olmadı bu.., sıkmasın sakın? soruları tekrar tekrar sorulur, sonuçta hem aile hem satış temsilcisi gerçekten yorulur :) İşte bu anı ölümsüzleştirmek ve müşterinin hafızana kazımak için Clarks, çocuk ve ailesine verilmek üzere Polaroid makinayla bu güzel sahneyi fotoğraflıyor. Böylece, hem müşteri tatmini arttırıyor hemde markaya karşı bir duygusal bağ oluşturuyor.

Polaroid'e alternatif olarak bluetooth özellikli dijital fotoğraf makinaları kullanılarak, ailenin cep telefonuna da gönderilebilir fotoğraf, böylece fotoğraf kağıdı gideri engellenmiş olur. Fotoğrafın dijital ortama taşınmasının bir önemi de "şimdi'nin çocuklarının" gelecekte kağıtla pek işlerinin olmayacağı gerçeği..

Benzer şekilde bu fotoğraflama uygulaması, ürün gamı geniş bebek-çocuk mobilyaları satan firmalar içinde oldukça etkili olur.

Son olarak ben ve kardeşimin yer aldığı bir fotoğrafı paylaşmak istiyorum. Bu da benden kardeşime doğum günü hediyesi olsun!.. :) İyi ki varsın, güzel kardeşim! :)

Google'ın değdiği yerde, sponsor biter! (sponsored videos on youtube)

Online streaming video sektörü kızışıyor, rekabet ve video odak noktaları farklılaşıyor. Hulu lisansını aldığı TV programlarını, video kliplerini vs. yüksek kalitede ücretsiz yayınlarken(sadece Amerika'da), Youtube user-generated videolarına devam ediyor, benzer olarak vimeo, dailymotion gibi sitelerinde kendilerine has sağdık kullanıcıları oluşmaya başlıyor.
Uzun vadede, internet kullanıcılarının zihninde streaming video siteleri konumlandırma açısından daha da net bir hal alacak. Böylece aslında hedef kitle ve yayıncı buluşması daha da kolaylaşacak.

Evet, google dedik, "sponsored links"dedik. Şimdi youtube diyoruz "sponsored videos" diyoruz. Youtube bu yeni hizmetinde google adsense mantığına dayanan bir alt yapıyla kullanıcılarına sesleniyor. "Promote your videos!" diyor, kurumsal kullanıcılara da viral video marketing'in kapılarını aralıyor. Buna güzel bir örnek olarak, 2000-2001 yıllarında BMW tarafından çektiriliren 8 ayrı kısa filmi örnek gösterebiliriz. Bu ve bunun gibi video çalışmaları ve tanıtımlarının, youtube sponsor videoları sıklıkla kullacağı çok açık.

Sponsored links nedir daha iyi anlamak için; video'yu izleyiniz:

User-generated vs Us r generated

Hepimizin bir çeşit yayıncı konumuna geldiğimiz şu günlerde, blog ve/ya web sitesi sahiplerinin kendilerini finanse edebilmeleri için yeni fırsatlar doğuyor. Henüz Türkiye'de örneğini göremediğim bir "affiliate marketing" uygulamasından bahsetmek istiyorum.

Oluşturacağımız web sitesine "X" diyelim. Bu X sitesi, farklı sektörlerden, farklı kuruluşlarla anlaşmalar gerçekleştirecek. Anlaşma gereğince, halihazırda yaratılmış banner, video banner vb. reklamları diğer içerik yaratan web sitesi sahiplerinin beyenisine sunacak. İçeriğiyle alakalı olduğuna inanan, yada tıklama yaratabileceğine inanan web sitesi sahipleri de, X sitemizden html kodunu alıp, kendi sitelerine yapıştıracak. Tabi ki her site değil, bunun bir denetimi olacak. Böylece hem reklamı yapılmak istenen ürünün/hizmetin online penatrasyonu sağlanmış olacak hemde sonuca yönelik etkili geridönüşler alınabilecektir.

Gelelim, en önemli noktaya, yani reklamverenin, reklamı yayınlayan web sitesine ödemeyi nasıl yapacağına.. Ödeme, dönüşüm oranı (conversion rate) bazlı olabileceği gibi, zaman kısıtlamalı da olabilir. Dönüşüm oranından kasıtım, reklamveren tarafından hedeflenen aksiyonların kullanıcı/müşteri tarafından tam olarak gerçekleştirilmesi..Örneğin, gnctrkcll yeni hizmeti için bir potansiyel müşteri database'i oluşturuyorsa, ve verilen linkte kişisel ve kontakt bilgileri toplamaksa hedefi, bu bilgilerin tam olarak edinilmesi halinde, reklamı yayınlayan web sitesine (affiliate)'e kişi başı (per-user) ödemeyi yapar.

Web 2.0 ruhuna daha uygun bir ödeme biçimi ise "zaman kısıtlı" olanı. Yani "bırakınız, reklamımızı yapsınlar" metodu. Bu metodta affiliate, reklamveren tarafından sunulan hizmet yada ürüne yönelik bir deneyim yazısı hazırlar ve sitesinde bu yazıyı örneğin 1 hafta süre ile yayınlar, ve süre bitiminde de parasını alır şeklinde..


Bütün bu anlattıklarım, çok farklı şeyler olarak gelmese de, aslında böyle bir ihtiyaç var. Yani bir X sitesine ihtiyaç duyuyoruz. Örneğin, bir yemek tarifi web sitesi sahibi olsaydım, sitemde çeşitli ürün reklamları yayınlamayı isteyebilirdim, öyle değil mi? Bunun için X sitesine gider ve beğendiğim bir baharat markası yada elektrikli ev aleti reklam baner'ı bulur ve kolayca web siteme yerleştirirdim. Yada "deneyim anlatma" opsiyonunu seçer, ki bence bu inanılmaz etkili olur.. "Tefal'in şusundan aldım, çok kullanışlı, çok pratik.." diye bahsederdim..

Sonuç olarak, bir-iki sefer haricinde (o da meraktan) google adsense reklamlarına tıklamamış birisi olarak, kullanıcı deneyimi bazlı üretilmiş reklamların/içeriğin daha fazla anlam katacağına inanıyorum. Bu bağlamda, bahsettiğim X sitesi de, reklamverenlerle yayıncılar arasında bir köprü vazifesi görecek, reklam etkinliğini ve verimliliğini sağlayacak ve web sitesi sahiplerini, kendi içeriklerine uygun reklam arama derdinden kurtaracaktır...

..diye bitirmek isterdim bu yazıyı ama güzel ülkemizde çatır çatır kapanan user-generated web sitelerini düşündükçe tüylerim diken diken oluyor ve aslında içeriğe uygun reklam bulma da kimin derdi ki zaten? sorusuyla karşı karşıya buluyorum kendimi...

X sitesi örneklerini buradan ve buradan bulabilirsiniz.

Türk Selkal İteli---Turkcell Kaliteli !

İngiltere'de Walmart'ın ASDA'sı ile TESCO'nun ezeli fiyat rekabetini bilenler bilir.
Video'yu izledikten sonra neden olmasın dedim kendi kendime.

- Türk Selkal İteli---Turkcell Kaliteli!
-Onur Ey Irucuz---Onur Air Ucuz! :)

aklınıza gelen başka anons? :)

Hazarfenler Aranıyor!





Başarı çoğu zaman ona ne kadar inandığınızla ilgili... Deneyecek başaramayacak, tutunamayacaksınız. Ve tekrar deneyeceksiniz. İlerleme göstereceksiniz. Bir an yerinizde saydığınızı düşünecek fakat pes etmeyeceksiniz. Tekrar tekrar deneyecek ve günün birinde uçacaksınız!

İşte o an rüzgar sizi kucaklayacak ve sonra usulca yere konacaksınız ve size soracaklar, "Nasıldı?". Siz gülümseyeceksiniz.

Meraketing Notu: Sarsıcı olan şu ki, videodaki Güney Afrika mavi turnasının soyu tükeniyor. Ya siz? Denemek için hala önünüzde uzun yıllar olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Güncel

Loading...